Hey Mirah Bölüm III- Mükemmel Plan

 

                                       Bölüm III- Mükemmel Plan

Okuldaydım ve bugün herşey normaldi, Alya’nın yanına gittim ve yaşadığım maceraları ona anlatmak için sabırsızlanıyor gibiydim;

--Hey Mirah, Alya’ya bu yaşadıklarımın ne kadarını anlatmalıyım?

--Alya’ya güvenen kişi sen değil miydin? Bence hepsini anlatabilirsin.

Mirah haklı olabilir ama hala emin değilim, yani müdire konusunda bana hak verecektir ama o dünki mafya olayı, acaba o anda karşımdaki sahneden iğrenmediğim için benden soğur mu? Söze başladım;

-Alya, dün neler yaşadım bir bilsen?

-Anlatsana.

Dün şahit olduğum o cinayeti, oradaki adamların mafyayla bir alakası olduğunu ve katilin ilgimi çektiğini anlattım, Alya da;

-Cinayet mi? NEEEE? Gerçekten iğrenç bir durum olmalı, hiç polise falan haber vermek aklına gelmedi mi kızım?

Aslında haklıydı, orada polisi aramalıydım ama, bilemiyorum o durumdan çok rahatsız olmamıştım…………… sanki biraz………… alışmış gibiydim, Mirah babamla alakalı olduğunu söylemişti ama nedenini söylememişti, ne demek istediğini anlamamıştım ve hala emin olamıyorum orada hiçbir şey yapmadan gittiğim için doğru şeyi mi yapmıştım, bilemiyorum acaba her zaman doğru olanı yapmak iyi midir? Alyaya ne cevap vereceğimi düşünmemiştim bile ve direkt;

-Bilmem, hiç aklıma gelmedi

-Cidden miden bulanmış olmalı nasıl dayandın o sırada ben olsam kesin kusardım ortalığa.

-Bilemiyorum, bir tahminim var ama sebebini ben bile bilmiyorum.

-Her neyse katilleri görmüştün değil mi? Seni fark etmediler inşallah.

-Yok yok fark etmediler, çok ilginçti. Her neyse bak hele yurtta ne yaşadım;

Alya’ya bodrumda kurtardığımız kızları ve elindeki bıçaklarla bizi yakalayan müdireyi anlattım ve o da müdire için bize hak vermeye başladı ve;

-Yani elimden bir şey gelmez ama bu kadının gerçekten ölümü hak ettiğini düşünmeye başladım.

-Ben başından beri böyle düşünüyordum zaten, fakat suikast planımız baya aksadı, çoğu plan kolayca bozulabiliyor ve en küçük başarısızlığımızda sonumuz çok kötü olabilir.

-Evet neredeyse mükemmel planı yapmalısınız zaten fakat, bu tür suikast işleri çok gereksiz heyecanlı değil mi yani filmlerdeki gibi olmaz diye düşünüyorum.

-Zaten o yüzden geçenlerde sana söylediğim gibi birden fazla alternatif planlar yapacağız ama her türlü işimiz çok zor.

-Aynen haklısın, her neyse sana bir şey olmasın da ne istersen yap. İngilizce dersi başlıyor belki hocaya merak ettiğin şeyi sorabilirsin.

İngilizce dersi mi? Ne alakaydı şimdi?

-Ne alaka?

-Zack hocanın peşinden koşan sen değil miydin?

-Haa onu diyorsun, evet haklısın da soruma cevap verir mi ki? Son seferde beni sertçe reddetmişti.

-Denemeden bilemezsin.

Haklı sayılırdı ama korkuyordum. Ders başladı ve Zack hoca sınıfa girdi, yine o kasvetli yüz ifadesi ve komik türkçesi birbirini eşitliyordu. Ders bitti ve hoca sınıftan çıkarken onun peşinde takıldım, öğretmenler odasına kadar eşlik ettim ona ve orada söze girdim;

-Hocam, sizin hangi günler dersiniz var?

-Ah İrem bir selam versene önce, neyse neden ki, ne yapacaksın benim ders günlerimi.

-Hocam şimdi, okulda sizi arayıp bulamadığım günler oluyor da onun için.

-Benim okulda olduğum günler çok karmaşık sayılır ve bunun da bir sebebi var, özel bir konu olduğu için sana anlatamam yani yapacak birşey yok.

-Tamam hocam teşekkürler.

Tam öğretmenler odasından çıkarken Zack hocanın dolabına gözüm ilişti, diğer öğretmenlerin dolabından çok daha farklı, dağınık ama aradığını bulabileceğin türden bir dolap düzeniydi ve ucundan gördüğüm için emin olamadığım, dolaba koyduğu önlüğünde bir iz vardı sanki, koyu kırmızı olan bu iz………… kan olabilir miydi? Yok canım zack hoca böyle birisi olamazdı, parmağı falan kanamıştır diye düşünürken zil çaldı ve ben daha ne olduğunu anlamadan okul bitti.

                                                     ***

Okul yolunda daha kısa olsa da içgüdülerim bana ara sokaklardan gitmemi söylüyordu ve bende cadde tarafından gideyim dedim. Yurda vardığımda odada sadece Eda vardı, Lina gelmedimi diye sordum ve;

-Evet geldi ama geri gitmesi gerekiyormuş

-Nedenmiş o

-Bilmiyorum, geldiğinde sorarız.

-Dünki komşular iyimidir acaba, müdire yine bir işlere bulaşmamıştır umarım,

-Sen söyleyince bende merak ettim şimdi, gidip kontrol etsek mi?

-Bence de bakalım.

Odamızdan çıktık ve yan odaya gidip kapıyı çaldık, cevap yoktu bir daha çaldık yine cevap yoktu, kapı kilitli değil gibiydi, Eda’ya “Bence içeri girmeliyiz” dedim ve oda kafasıyla onayladı. İçeri girdiğimizde yatakların çarşafları yok ve sanki eşyalar taşınacakmış gibi kutulanmıştı, tüm oda kolilerle kaplıydı. Eda’ya dönüp;

-Buda ne be, daha dün buradaydılar, neden ayrıldılar ki?

Eda beni küçümser bir ses tonuyla;

-Unuttunmu kızım dün müdirenin rehinesi oldular bir süre, başıma böyle bir şey gelse bende giderim buradan.

-Sanırım haklısın evet,

--Hey Mirah ne yapalım sence?

--Bence önce kızlara ne olduğunu öğrenin

--Taşınıyorlar işte?

--Taşınmak mı? Cidden bu çok mantıksız çünkü kaçacak bir yerleri olsaydı zaten başından bu yurtta kalmazlardı, önce onları bulmalısınız.

--Mirah yine zekanı konuşturuyorsun bakıyorum. Hemen Eda’ya söyleyeyim bunu

-Eda, bu kızlar gidecek bir yerleri varsa neden şimdiye kadar yurtta kalıyorlardı ki?

-Öyle bir travmadan sonra ben olsam kendimi sokağa atmaya bile razı olurdum.

-Peki buna devlet izin verir miydi?

-Evet oda doğru, müdire buradaki çoğu kişinin ebeveyni olmadığını bildiği için bu kadar rahat olabilir, eğer bunu olabildiğince erken durdurmazsak daha kim bilir ne kadar kişinin hayatını karartacak.

Biz sohbete dalmışken bir hademe gelip kolileri götürmeye başladı, adama bunların sahibine ne olduğunu sormalı mıyız ki?

Ben’le Eda bunu düşünürken adamın taşıdığı kutularda; gözlük, ilaç, telefon gibi yanına almadan yaşayamayacağın şeyler olduğunu gördük ve iyice korkmaya başlamıştık.

Hademe’nin peşinden giderken birbirimize bakıp olayı anlamaya çalışıyorduk.

Aşağı geldiğimizde adamın o kolileri çöpe attığını gördük ve Eda adama sordu;

-Bu kolileri neden çöpe atıyorsunuz abi?

-Müdire hanım “O odayı boşaltın, eşyaların hepsinden kurtulun” demişti

-O odadaki kişilere ne oldu peki?

-Ben bilmiyorum vallahi, müdire hanım’a sorun belki o söyler.

-Tamam abi teşekkür ederiz.

Adamın yanından ayrılıp merdivenlere doğru giderken Eda’ya;

-Müdire’ye soralım mı ki acaba, başka öğrenme şansımız var mı?

-Yok bize hayatta söylemez o

-Peki ne yapacağız?

-Bilmiyorum ki, o kızlara güvendesiniz demiştim bide  of yaa.

-Sakin ol daha bir şey olmadı , yine de müdireye sormamız gerekiyor herhalde, başka yol varmı ki zaten?

-Evet haklısın, ozaman dediğin gibi onu bulalım.

Müdirenin katına doğru yola çıktık ve cidden ne olmuş olabilirdi ya?

--Hey Mirah bir fikrin var mı?

--Hayır, çok fazla ihtimal var ama yine de iyimser olalım, büyük ihtimal başka bir yurda tahliye olmuşlardır.

--Bilemiyorum bu bana çok garip geliyor, içimden bir ses bu işin sonuçtan hoşnut kalmayacağımızı söylüyor.

--İçgüdülerine güven bence çünkü çok sağlamlar

--Nereden biliyorsun ki?

--Şimdiye kadar yanıldılar mı?

--Bilmiyorum, hatırlamıyorum her neyse müdire bize bir şey söylemezse ne yapacağız?

--Ben de bilmiyorum, vereceği cevaba bağlı

Müdirenin odasındaydık, kapıyı çaldık ve içeriden gelen “GİİR” sesiyle beraber içeri girdik, müdire koltuğunda oturuyordu ve elinde bir meyve soyuyordu sanki, yüzüne yine sahte bir gülümseme alıp bize baktı, içeri girdikten sonra Eda hemen söze girdi;

-Hocam, bizim yan odadaki kızların eşyaları çöpe atılıyordu, onlara ne oldu?

-Onlar mı, şey ya onlar şehrin diğer köşesindeki yurda tahliye oldular

-Neden ki?

-Onu onlara somalıydınız, artık onlara ulaşamazsınız.

-Hocam peki tahliye oldukları yurdun adı ne?

-Ben de bilmiyorum, bu sabah gelip biz kaydımızı alıyoruz diyip çekip gittiler.

Ben bunu mantıksız bulup ;

-Peki hocam yanlarına gözlüklerini ve telefonlarını almadan mı gittiler?

Müdire birkaç saniye sustu, o düşünürken bir anda krizi fısrata çevirircesine Eda;

-Hocam tuvaleti kullanabilir miyim?

Zaten afallamış olan hoca bunu fırsat bilerek ;

-Tamam kullanabilirsin.

Bende şüphe çekmemek için önemsiz bir şeymiş ve unutmaya başlamışım gibi yapmaya karar verdim.

--Hey Mirah, bana acil bu kadını oyalayacak bir şey lazım,

--Odalarla ilgili herhangi bir sorundan bahset,

-Hocam odalarımız biraz küçük değil mi?

--Ciddi misin sen?

--Nee? Sen demedin mi odalarla ilgili bir sorundan bahset.

--Evet ama ben ondan bahsetmiyordum, her neyse devam et
-Cidden mi, bir yetiştirme yurdundaki devletin ödediği hizmetten şikayet mi ediyorsun?

--Bunda yanlış bir şey mi var sanki?

-Pardon, özür dilerim hocam

-Her neyse siz ikiniz dışarı çıkın şimdi, HEEY tuvaletteki kız, çık sende artık, hadi canım hadi dışarı

Eda hemen çıktı ve anında dışarı atılmıştık, Eda’nın yüz ifadesi çok belirsizdi, tuvaletin planını aklına kazıyabilmiş miydi ki;

-Eda, ne oldu öğrendin mi tuvaletin mimarisini?

-Evet öğrendim ama, tuvalet planladığımızdan çok daha büyük, odaya geçelim kağıt üzerinde anlatayım en iyisi

Büyük tuvalet mi? Bu kadının çok ilginç zevkleri var. Odaya geldiğimizde Lina odaya çoktan gelmişti ve oda neydi? Ağlıyor muydu, ama neden? Eda ile ben hemen panik yapıp onu sakinleştirmeye çalıştık ve Eda hemen sordu;

-Hey Lina ne oluyor ya niye ağlıyorsun, kıyamam sana ne oldu canım ya?

Lina çok büyük bir acı çekiyor ama bunu belli etmemeye çalışıyormuş gibiydi ağlamamaya çalışıyordu ama hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, Eda biraz daha ısrar edince Mirah;

--Şuna söylesene kız ağlıyor bıraksın da sakinleşsin

-Eda, rahat bırak bi rahatlasın kız, kendine gelince konuşursun,

10 dakika falan daha süren bu ağlama olayından sonra Lina zar zor konuşarak;

-Dün babam ölmüş, bir mafya saldırısıymış diyorlar. Ne yapacağım bilmiyorum, babamın mesleği yüzünden annem de babam da öldü, neden bölye oluyor inanmıyorum ya.

Dün mü??

Eda buna gerçekten üzülmüştü ve;

-Gerçekten mi? Cidden neden saldırıya uğramış ki?

-Mafya’nın bazı gizli bilgilerini çözdüğü için mafya peşine bir tetikçi yollamış sanırım

-Tetikçi mi? Gerçekten sorunlu bir durum, adaleti sağlamaya çalışmanın sonucu ölüm mü ki burada?

Tetikçi mi? Bu biraz ilginç gibiydi;

-Lina, baban nerede öldürüldü?

-Tam bilmiyorum ama bizim okul ile yurt arasındaki ara sokakların birinde demişti babamın astlarından biri.

Ara sokak mı? Dün mü? Bir dakika;

-Lina, bu biraz ürkütücü gelecek ama baban silahla mı öldürüldü?

-Hayır, göğsünde iki tane kesik olduğunu söylediler.

Olamaz, bu kesinlikle oydu, dün yaşadığım olayda öldürülen kişi Lina’nın babası mıydı yani? Her açıdan imkansız olsa da başka ne olabilirdi ki, herşey uyuyor;

-Lina, o mafyanın hangi mafya çetesi olduğunu biliyor musun?

Eda bu durumdan bıkmış gibi;

-Yeter be sen de kızı sorguya aldın resmen

Mirah hemen bana;
--Bunun çok önemli olduğunu ve suçluları yakalayabileceğimizi söyle

-Dur Eda, bu çok önemli, suçluları yakalayabiliriz

-Suçluları yakalamak mı, bir dakika sen bunun hakkında bir şey mi biliyorsun?

-Evet dur, evet Lina biliyor musun ?

-Hayır, polis daha bulamadık demişti

Eda ve Lina umutla bana bakıyordu bende dün yaşadığım olayı onlara anlatırken Eda’nın ilk cevabı;

-Sen bir psikopat mısın?

Ne garip bir soru?

-Hayır, neden?

-Kızım manyak mısın gözünün önüne bir cinayet işlenmiş ve oradan yürüyerek geçip gitmiş misin? Hangi aklı başında insan yapar bunu?

-Bilmiyorum, midem bulanmadı ve içgüdülerim beni uyarmadı, bende sorun yoktur diye normal şekilde devam ettim

-Cidden bir manyaksın sen, yine de o adamları görebildin mi?

-Evet, birisini gördüm ve tanıdım fakat asıl cinayeti işleyen kişiyi göremedim, sadece kapüşonu olduğunu biraz zayıf olduğunu ve en az kendisi kadar uzun bir tırpan taşıdığını gördüm, ve bu cinayet silahıydı.

-O tanıdığın adam kimdi peki?

-Geçen gün suikast için bomba istediğimiz “Ayı Kapanı” mafyasındaki sol gözü yaralı olan korumayı hatırlıyor musun?

-NEEE!? O mu? Nasıl olur ya?

Lina hayal kırıklığına uğramış gibi bakıyordu Eda’ya
--Hey Mirah, Lina’nın yerinde olsan ne yapardın?

--Çok sıkıntılı bir durum, dost saydıkların düşman saydıklarınla dost yani burada her şey yapacağı seçime bağlı.

Eda ekledi;

-Hemen yarın polise gidip bunu anlatmalısın

--Mirah, sence hemen polise gitmek bu iş için mantıklı mı?

--Hayır, Eda’ya borçları olan bir silahı göz önüne alırsak önce gerçekten mükemmel suikast planını yapıp ona göre ihtiyacımız olan silah tedariğini mafyadan sağlamalıyız, ondan sonra sizi geçen seferdekinden farklı bir yere çağırırlar büyük ihtimal, geçenlerde sizi çağırdıkları yer ile yeni çağıracakları yerleri polise bu bilgilerle beraber verirseniz suçluların yakalanmasını kolaylaştırmış ve biz de istediğimizi almış oluruz.

Mirah yine zekasını konuşturuyor…

Kızlara Mirah’ın planını aynen ilettim ve mantıklı buldular, Lina pek gönüllü olmasa da o da kabul etti. Ondan sonra Eda, çıkarttığı tuvalet haritasını kağıda döktü , Mirah’ın tahmin ettiği gibi beklediğimizden büyüktü ve alafranga (klozet) türündeydi, buna karşı yapabileceğimiz planları tartışıyorduk ve Eda;

 -Bence Ayı Kapanı’ndan alacağımız silah bir el bombası olabilir, pimini bir ipli düzeneğe bağlarız ve kapıya kurarız bence olabilir, başka fikriniz var mı?

Lina onayladı, ben de;

--Hey Mirah, Eda’nın planı hakkında ne düşünüyorsun?

--İpli düzeneği kurmak için yeterli zamanınız olmadığını hesaba katarsak bu plan resmen çöp, onun yerine çok daha iyi bir planım var benim, öncelikle kızlara planın olduğunuz söyle ve benim dediklerimi tekrar et

-Eda, ipli düzeneği kurmak için yeterli planımız olmayacaktır, zaten lobideki kameraların da sandığımız kadar kolay kapanmadığını öğrenmiştik. Yani diyeceğim şu ki bence yapmamız gereken plan;

Mirah ile aynı anda konuşuyor gibiydim, dediklerini anında aktarıyordum ve sanki önceden biliyormuşum gibiydim, ama bilmiyordum ki neydi ki bu his,

--Tüm yapacağımız planlara göre müdirenin ya canlı çıkması mümkün olacak yada bizim ortamı hazırlamamız çok zor olacak gibi neredeyse sonsuz aksilik olma ihtimali var, ve başarısız olur yada yakalanırsak bunun sonu çok kötü olur, bunun için işi bir profesyonele devretmeyi daha uygun buluyorum, bir tetikçi kiralayacağız.

Mirah’ın dediğini tamamen birebir ve eş zamanlı olarak kızlara aktardım, Eda;

-Evet haklısın ama profesyonele yetecek parayı nereden bulacağız?

Mirah bana;
--Eda’ya borcu olan mafya’yı kullanacağız, onlardan bir suikastçi yada bir tetikçi isteyeceğiz

Mirahın dediğini yine birebir aktardım ve Eda;

-Evet fakat bundan sonra onları polis’e vereceğimize göre peşimize takılmazlar mı?

Mirah beni yönlendirerek;

-Evet haklısın, peki ya suikastçi’yi onlardan istemek yerine bir suikastçi’ye yetecek parayı ve bağımsız çalışan ünlü bir tetikçinin ulaşım bilgilerini istesek?

Eda Beni onayladı ve Mirah şunu da ekledi;

--Polis’e kimliklerinizin çok gizli kalması hakkında konuşup öyle ihbar ederseniz mafya da en son sizinle iş yaptığı için sizden şüphelenme şansları düşük olacaktır

Yine Mirah’ın buradaki yansıması görevi görürken, bir dakika Mirah neden kendisi konuşmuyor onlarla?

--Hey Mirah neden onlarla kendin konuşmuyorsun?

--Bu sorunun cevabını zaten bilmiyor musun?

--Ne nasıl ya, bilmiyorum

--Sen benim yerime konuşmazsan ben onlarla konuşamam da ondan

--Neden konuşamazsın?

--Bence arkadaşlarına dönmelisin çünkü seni bekliyorlar

--Hayır seninle konuşurken diğerleri duruyor bilmiyor musun?

--Emin misin, bir daha bak

Ne oldu, her yerimde bir anlığına aşırı büyük bir baskı hissettim, kendime geldiğimde Eda beni sarsıyordu;

-Heey kendine gelsene, konuşurken birden dalıp gitmek hoş değil bunu bil yani,

-Bilerek olmadı pardon.

-Her neyse, dediğin plan mantıklı evet, hem biz de birşeye bulaşmadan bu kadından kurtulmuş oluruz.

Lina emin değil gibi;

-Mafya’dan para isteyip bağımsız bir tetikçi kiraladığımızda mafya son iş yaptığı kişi olduğumuz için peşimize takılmayacaksa, direk onlardan birinin bu işi yapması için anlaşsak da aynı şey olmaz mıydı?

Mirah planından emin bir şekilde beni yönlendirdi;

--Mafyadan direk isteyeceğimiz bir tetikçinin işi için yeterli zamanı olmayabilir, yeterli gözlemler ve o tür işleri yaparken bizim verdiğimiz bilgiler yüzünden mafya yakalanırsa mafya ile beraber bizim işimiz de başarısız olur, fakat bağımsız bir tetikçi için mafyanın yakalanması sadece eski bir müşterisinin eksilmesi demek ve o sıradaki müşterisi biz olacağımız için bu onu neredeyse hiç etkilemeyecektir.

Kızlar hayran şekilde bana bakıyorlardı, keşke bu zeka’nın benim değil Mirah’ın zekası olduğunu da bilselerdi……

Uyumadan önce Eda mafya’yı tekrar arayıp yeni bir adres beklerken geçen seferki ile aynı adresi aldı, eğer genelde buradalarsa bu mekan hakkında daha emin olabiliriz. Ondan sonra zamanı kararlaştırıp yarın okuldan sonra Lina ve Eda ile beraber geçen sefer buluştuğumuz yerde buluşmak üzere anlaştık.

                                                         ***

O gün okulda herşey yine normaldi ve Zack hocaya dersimiz vardı, bu gün okulda mı emin değilim ama umarım gelir, dersi çok eğlenceli geçiyor, komik Türkçe’si sağolsun.

Zaten başka tanıdığım öğretmen de yok.

Alya ile dersi beklerken konuşuyordum;

-Dün sana bahsettiğim komşularımız bugün şehrin öbür ucundaki bir yurda tahliye olmuşlar ama içgüdülerim bu işte bir iş olduğunu söylüyor.

-Neden ki kurtulmuşlar işte?

-Hayır oraya kadar herşey normal zaten ayrılmaları çok iyi ama onların çöpe atılan kolilerinde özel eşyalardan en basit şeye kadar onların sahip olduğu neredeyse herşey vardı yani tahliye oldularsa bu eşyaların çöpe atılması….. Bilemiyorum çok ilginç

-Özel eşyalar mı, telefon bile mi?

-Evet, telefon bile.

-Yurtta kalırken telefon almayı nasıl başarmış ki?

-Bilemiyorum, anne ve babasından ayrılmadan önce hediye falan almış olabilir, her neyse umarım iyilerdir . Bu müdirenin bu işe bir alakası olduğundan şüpheleniyorum, ha bu arada bu suikast işi için aklımızda yepyeni bir plan var…

Bunu dedikten sonra Linanın babasının durumunu ve mafyayla yapacağmız anlaşmaları anlattım ve Alya;

-Yaptığınız çok akıllıca, peki bir kaynaktan mafya sizi buldu ve peşinize takıldı diyelim, ne yapmayı planlıyorsunuz?

-Aslında bunu hiç düşünmemiştik, bilemiyorum ilk saldırılarından canlı kurtulursak polisten koruma isteriz diye düşünüyorum, öyle bir “koruma” var mı, onu bile bilmiyorum ama bizim ismimizi bilen tek kişi anlaşacağımız tetikçi olacak.

-Peki mafyanın bağımsız tetikçileri tanıdığından emin misiniz?

Mirahın dediğine göre konuştum;

-Evet çünkü mafyanın her ne kadar kendi adamları olsa da zorlu hedefler için daha üst düzey yabancı adamlar kullanıyor olmalılar, kullanmıyor olsalar bile tanıma ihtimalleri çok yüksek.

-Ovv bu da mantıklı, iyi ozaman ben de yanı başımdaki sıra arkadaşımın dolaylı yoldan da olsa katil olacağını unutmaya başlayayım bari.

-Çok komik, suçluların cezasını vermek ne zamandan beri suç oldu?

-Onun suç olduğuna karar vermek ne zamandan beri sizin işiniz oldu?

-Hala bunu mu tartışıyoruz cidden bunu kararlaştırdığımızı sanıyordum, her neyse ders başlıyor.

Ders başladı ve İngilizceydi Zack hoca okuldaymış ki derse girdi, gerçekten bu adamın sadece bize mi dersi vardı sanki neden okulda bu kadar nadir bulunuyordu?

Eğlenceli geçen bir dersten sonra bu konu hakkında Alya ile anlaşıp diğer sınıfları gezerek ingilizce öğretmenlerini sormaya karar verdik, sorduğumuz ilk iki sınıfın ingilizce öğretmenleri bizimkinden farklıydı, sınıfları gezerken fark ettim ki gelecek sene okulumun parasını ödeyecek kimse olmayacak, hapisteki babam öder mi acaba? Yok beni düşündüğünü bile düşünmüyorum, babam demişken “babam” diyince aklımda biri canlanmıyor, hatta o kişiyle hiç zaman geçirmemişim gibi neden oluyor ki bu?

--Hey Mirah babamı hatırlıyor musun?

Mirah bir anda sinirlenmiş gibiydi;

--Baban mı? O da nerden çıktı?

--Fark ettiysen seneye bu okulda olmam için ona ihtiyacım var

--Ah evet, babanı hatırlıyorum tabi sen hatırlamıyor musun ki?

--Hayır, durum çok karmaşık yani şuan baba diyince bir babam olduğunu ve beraber zaman geçirdiğimizi biliyorum ama yüzü, kişiliği falan hakkında hiçbirşey bilmiyorum sanki beynimden, silinmiş gibi

--Anlıyorum, en iyisi sen çok düşünme ve uzunca bir uykuya dal…

Bir an cevap veremeden gitti Mirah, ne olduğunu anlamamıştım ama kendime geldim ve şuan okul kapısındaydım ve tüm öğrenciler gidiyordu. Bir dakika! Ben şimdiye kadar kendimde değil miydim yani? Ozaman ben nasıl hiçbirşey olmamış gibi buraya gelebildim ve saat kaç , öğrenciler gittiğine göre çıkıştayım ama yani bu ne tür bişey ya.

--Hey Mirah ne oluyor böyle.

--Heey Mirah, sana diyorum.

Garip, böyle bir durum ilk defa mı yaşanıyor? Ne yapmalıyım? Şuan bunlar gerçek mi? Olamaz hiçbirşey bilmiyorum kafamın içinde büyük bir ağrı var, neler oluyor bee?

--MİRAAAAAH!!! CEVAP VEER!!

Olamaz, sanırım Mirah ile konuşamıyorum. Sanırım tek yapmam gereken hiçbirşey olmamış gibi devam etme- Bir dakika Alya yanımdaydı, o bana ne olduğunu biliyor olabilir ama şuan onu nasıl bulacağım ki, çoktan gitmiştir evine.

Bu da neydi işim başımdan aşkınken şimdi de bunlar çıktı başıma; en son, ilk girdiğimiz sınıftan çıkmıştık diye hatırlıyorum ondan sonra buradayım, peki Mirah nereye kayboldu?

Şimdilik herşeyi boşvererek kızlarla buluşmam lazım sanırım. Sanki başka bir şey yapabilirmişim gibi…

                                                                  ***

Yola çıktım fakat birden aklıma geldi Lina ile yürüyeceğimi söylemiştim, acaba beni hala okulda bekliyor mudur, bilmiyorum sanırım beni beklemeden gitmiştir oraya.

Anlaştığımız yere varınca Eda beni bekliyordu ve;

-Lina yok mu?

-Hayır okuldan çıkarken görmedim, biraz bekledim ama karşılaşmadık diye hatırlıyorum

-Keşke o da gelseydi, şimdi 2 kişi bilmiyorum daha zayıf gibiyiz

-O adamlar dostun değil miydi, bize saldıracaklarını düşünmüyorum

-Evet, haklısın da ……peki Lina iyi midir peki?

-Bilemiyorum, neyse zamanlarını aşmayalım hadi gel

-Tamam tamam geliyorum

Binaya gittik ve kapıda geçen seferki kalın sesli adam “kimsiniz” dedi ve Eda;

-Ben Eda Akarsu geçen sefer de gelmiştik ve bir sonuca varamamıştık, dün patronunuzla konuşmuştum yeni bir antlaşma için geldim.

Adam geçen seferkinden daha hızlı şekilde kapıyı açtı ve bizi yine o lüks lobiye götürdü, orada çok beklemeden sol gözünde yara olan korkutucu adam yine bize;

-Patron odasında, gidebilirsiniz. Geçen sefer 3 kişi değil miydiniz?

Eda;

-Evet o arkadaşımız gelemedi bu sefer maalesef.

-Tamam beni takip edin.

Adamı takip ettik, yine geçen seferki süslü koridordan geçtik ve patronun yanına vardık, söze Eda girdi;

-Merhaba geçen seferki buluşmamızdan sonra kararlaştırdık ve sizden istediğimiz şey

Profesyonel ve bağımsız çalışan bir tetikçi ve onun fiyatını karşılayacak kadar para. Bunu bize sağlayabilir misiniz?

-Tetikçi derken? Ne tür bir iş için lazımdı size acaba?

-Bir suikast, hedefin adı ve bulunabileceği yerler bilgisine sahibiz. Yeterli olur mu?

-Tamam sorun olmaz, isterseniz size daha yeni beraber çalıştığımız yabancı birini önereyim, lakabı “kızıl firari” bu ismi almasının sebebi işini çok kanlı yapmasına rağmen hiç yakalanmaması. Gerçek bir profesyonel ve geçmişi çok gizli olduğu için müşterisi olarak biz bile bilmiyoruz bu adamın ne olduğunu, ama işini iyi yaptığına şüphemiz yok. Eğer isterseniz onunla anlaşmanıza yardım edebilirim, türkçe’si iyi olmadığı için konuşması biraz komik gelebilir. İletişim ve para ile ilgili kısımları ben çözerim, siz bilgileri bana verin ve sadece bekleyin.

Eda hayran olmuş gibi;

-Yakalanmaz veya ismimizi birilerine sızdırmaz değil mi?

-Hayır o konuda içiniz tamamen rahat olsun.

-İsterseniz uzaktan görebilirsiniz şuan dışarıda olması lazım, yanına yaklaşmanıza izin vermeyecektir de.

-Tamam, pencereden görebilir miyiz.

-Beni takip edin, bahçede onunla konuşacağım şimdi sizde görmüş olursunuz.

Patronu takip ettik, geldiğimiz koridordan geçtik ve lobiden geldiğimiz yönün tersine bahçe tarafına doğru gittik. Bize “burada kalın” dedi ve bahçedeki bir adamın oturduğu banka oturdu, bankın sadece ön kısmı görünüyordu arkasını görmek için dışarı çıkmamız gerekiyordu, tetikçimiz o muydu ki acaba? Patron onun yanına oturdu ve adamda bir gaz maskesi vardı, biraz konuştular ve adam elini bankın arkasına atıp kocaman bir tırpan çıkardı neredeyse kendi boyundaydı, hatta daha uzun bile olabilir. Elinde bir bezle tırpanın üstünden geçtikten sonra maskesini çıkardı ve…

Bu gerçekten o olabilir miydi?

Ünlü profesyonel tetikçimiz gerçekten de daha bu sabah beraber ders yaptığımız Zack hoca mıydı?!

Bölüm III SON

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar