Hey Mirah Bolum I- Neredeyim ben?
Bölüm I- Neredeyim ben?
Herşey çok mu hızlı olmuştu, gördüğüm şey gerçek miydi, falan diye düşünürken birden kendimi polis arabasında buldum karakola doğru yola çıkmıştık, arabada derin bir ayak kokusu vardı ve bu küçücük arabada nereye götürülüyordum ki şimdi? ve komiser yolda bana sorular soruyordu, ne dediğini anlamasam da bir süre sonra bezdi ve yanındaki adama “bu kız travma geçirmiş ve hiçbir şeye tepki vermiyor” gibi birşeyler mırıldandı.
--Hey Mirah bu adamlar beni deli sanıyor, çok komik değil mi?
--Evet bu biraz komik, onları cezalandırmak ister misin?
--Bu doğru mu olur acaba?
--Her neyse sanırım istesen de bunu yapma şansın yok.
Karakola vardık, baya büyük bir bina gibiydi, kapısından girince beni bir odaya aldılar, bu neydi bembeyaz duvarlar, önümde bi adam duruyor ve birşeyler söylüyor, acaba neyden bahsediyor.
Bir süre sonra adam bıkkın bir halde ayağa kalkıp gitti ve yerine desenli ve süslü bir elbiseyle bir adam girdi ve;
-Yaşadığının ne kadar trajik olduğunun farkındayım ama babanın bulunuyor olabileceği yerleri bize bildirmezsen onu yakalayamayız
--Hey Mirah sence bu adamlar neden babamın peşinde
--Sanırım anneni öldürdüğü için olabilir
--Hayır onlar sadece oyun oynuyorlardı annem gerçekten ölmedi ki
--Gerçekten safsın, neyse neden babanın peşinde olduklarını sor.
Saf ne demek bilmiyorum ama Mirah dediğine göre çok güzel bir söz olması lazım.
-Bilmiyorum polis amca, peki niye babamın peşindesiniz?
-Çünkü o bir katil ve kendi kızının önünde eşini öldürdü, Büyük bir travma yaşadığının farkındayız İrem ama bize baban hakkında daha fazla bilgi veremezsen o suçluyu yakalayamayız.
-Yani annemi gerçekten babam öldürdü ha?
-Evet
--Hey Mirah sence bu adamlara herşeyi anlatmalı mıyım
--Babanın genelde sizden uzakta olduğunu ve onu çok iyi tanımadığını söyle ,bir planım var.
-Babamla çok zaman geçirmezdik, gezmeyi çok severdi ve hep dışarıdaydı o yüzden onun hakkında kayda değer pek bir şey bilmiyorum yani size yardımcı olamayacağım.
-Tamam evine gidebilirsin.
Bir çocuğu bu polis evinden dışarı hiçbirşey yapmadan bırakmak mı, onları cezalandırasım geliyor, neden bilmiyorum ama onları cezalandırmak için çıldırıyorum.
***
Eve vardığımda Mirah bana etrafa silahlar yerleştirmemi, babamın her an gelebileceğini söyledi bende dediğini yaptım ama tüm günü yalnız geçirdim
Sonraki gün cumartesi polisler evimize gelmişti, bana babamın bana uğrayıp uğramadığını, beni tehdit edip etmediğini falan sordular bende:
-Hayır, tüm gece tek başımaydım, dedim
--Onlara kendine bakamayacağını ve devletten yardım istediğini söyle
-Polis amca ben kendime bakamam bu evde, devletten yemek ve okul için yardım alabilir miyim?
-Zaten seni yurda tahliye etmeyi planlıyorduk orada sana istediğin imkanlar verilecek ve okula da devam edebileceksin.
--Teşekkür et
-Teşekkürler
Yurda tahliye olduktan sonra evimize ne olacağını bilmiyorum ama yanımda Mirah olduğu sürece başarılı olacağımı düşünüyorum
--Ben istesen de istemesen de hep yanında olacağım zaten…
***
Pazartesi günü, okula gitmem gerekiyormuş;
--Hey Mirah neden oraya gitmem gerekiyor ki
--Çünkü devlet seni okumakla zorunlu tutuyor ve ne yaşamış olsan da okula gitmek zorundasın ve yeni şeyler öğreniyorsun, senin için iyi değil mi?
--Peki neden bir şeyler öğrenmek için bir binaya gitmem gerekiyor ki?
--Bunu açıklamak çok uzun sürer yani şimdilik sadece dediğimi yap
--Tamam, sen öyle diyorsan
Okula yeni bir İngilizce öğretmeni gelmiş de oldukça gergin görünüyor, yabancı uyruklu olduğunu ve Türkçeyi çok düzgün konuşamadığını duydum, ismi de “Zack” miş ne kadar saçma bir işim, anlamı ne acaba; eh neyse zaten bugünden de kurtulunca, Mirahın dediği gibi yeni yurduma yerleşeceğim, acaba nasıl bir yer olacak, umarım kimseyle düşman olmam.
Sınıftaki insanları inceliyordum;
--Hey Mirah sence de bu insanlar biraz aptal değiller mi?
--Neden?
--Hem bilgi öğrenmek için yapılan okula geliyorlar hem de bir şey öğrenmemek için dersten kaçıyorlar, bu çok aptalca.
--Herkesin derdi ayrı tabi
Mirah ile konuşurken birden Zack hoca bana seslendi;
-Hey sen en arkadaki kız
--Öğretmenin sana sesleniyor
--Dedikleri gibi Türkçeyi düzgün konuşamıyor ne kadar komik hahaha
--Hemen cevap ver
-Hıh, efendim hocam
-İngilizce seviyen nasıl?
-Az biliyorum hocam
-Mesela ne kadar
-Nasıl açıklayabilirim ki hocam
-Ozaman konuşmamıza İngilizce devam edelim mi?
-OK
-Alright class, today we’ll talk about psychology
-Could you understand what i just said
--Bugün psikoloji hakkında konuşacağınızı söyledi “Yes teacher” de
-Yes teacher
-OK fine you’re not bad ,
--Seni övdü ”Thank you teacher” de
-Thank you teacher
-Alright guys psychology have subkinds into it and we gonna talk about multiple personality disorder.
--Olamaz İrem hemen sınıftan çıkman lazım
--Tamam ama nasıl
--Tuvalete gitmen gerektiğini söyle
- Hoc-
--Hayırr ingilizce söylemen gerek ”Teacher can I go to the toilet” de
-Teacher can I go to the toilet
-OK İrem you can go
Sınıftan çıktım ve:
--Ne oldu Mirah öğretmenimi beğenmedin mi
--Yok birşey bu derse girmesen de olur, şimdi teneffüse kadar bekle.
***
--Evet sanırım ders bitti sınıfa git şimdi
Mirah’ın dediğini yapıp sınıfa doğru gitmeye başladım fakat dersten çıkan öğretmenimle yolda karşılaştık, ders bittiğine göre sınıfa gitmeme gerek kalmadı diye mutluyum.
-Hey, adın İrem’di değil mi sana söylemek istediğim şey annenin öldürüldüğünü öğrendim gerçekten üzüldüm, dersten çıkıp gelmemeni bu şekilde anlayabilirim sanırım, bunun hakkında öğretmenin olarak yapabileceğim birşey varsa yapmak isterim
--Hmm biraz ilginç oldu bu, her neyse ona teşekkür et ve sınıfa git
-Teşekkürler hocam
Sınıfa geri döndüğümde yeni bir öğrencinin de geldiğini gördüm adı Alya idi sınıfta çok ilgi çekmemişti ve NE, nasıl yani bu benim yanında mı oturacak, neden içimden bir his beni iliklerime akdar titretiyor ve karnım ağrıyor.
--Sadece stres yaptın, sakin ol ve sadece yanına git
Normal bir an olsa da ilk defa birşey hissediyordum sanki, bu duygu denen şey ne kadar kötü birşeymiş böyle, her neyse sanırım Mirah’ın dediğini yapmalıyım.
Kızın yanına oturdum ve hiçbirşey olmamış gibi duruyordum.
--Kıza merhaba desene seni deli zannedecek şimdi
-Merhaba, yeni geldin sanırım
- E-Evet yeni geldim ve buraya oturdum senin için bir sorun var mı?
--Hayır de
-Hayır, sorun yok
-Teşekkür ederim, bu arada adın ne
-İrem
-Tanıştığıma memnun oldum, bende Alya
-İsmini sınıftakiler konuşurken duymuştum
-İyi ozaman, başka arkadaşın varmı?
--Hayır de
-Hayır, hiç yok
-Ozaman arkadaş olabilir miyiz?
--Hey Mirah ne demeliyim şimdi
--Gerek yok ama kabul et
-Olur
Ve böylece Alya ile arkadaş olduk. İyi bir kıza benziyor, biraz utangaç ama oda sorun olmaz.
Okul çıkışına kadar konuştuk, ve yurtta kadığımı öğrendiğinde bana sorun olmayacağını güzel arkadaşlar edineceğimden emin olduğunu söyledi ve ikinci defa içimde anlayamadığım bir yumuşaklık hissetmiştim.
Okuldan çıkınca polislerle karşılaştım, bana yeni yurdu göstereceklerini, önce evime gidip eşyalarımı toplamam gerektiğini söylediler.
***
Yeni yurda giderken babamın mafyaya ait eski bir kulübede yakalandığını ve şuan hapishanede olduğunu öğrendim, anlaşılan Mirah’ın planı bir süre aksayacak gibi.
Yeni yurt binası oldukça görkemli ve sanırım 5 katlı, burada kaybolmasam iyi olur.
Yeni yurttaki odamı buldum ve odamı iki kişiyle paylaşıyordum.
--Hey Mirah sence bu kişiler benim hakkımda ne düşünüyorlar?
--Polise ailenle ilgili durumu sorup öğrenmiş olabilirler, ama görüp öğrenmek en iyisi
Odaya girdiğimde:
--Hey ne demeliyim Mirah
--Önce merhaba Lina ve Eda siz misiniz diyerek başla
-Merhaba Lina ve Eda siz misiniz
-Evet, sende yeni oda arkadaşımız olabilir misin?
--Hemen evet, tanıştığımıza memnun oldum de
-Evet, tanıştığımıza memnun oldum
-Gel otur biraz konuşalım, tanışalım.
--Git ve normalce tanış, herhangi birşey ters giderse bana söyle
-Eee hayat nasıl gidiyor?
-Kızı bi rahat bırak Lina daha yeni geldi bi nefes alsın, çantan yada bavulun varsa dolaba bırakabilirsin
-Tamam bırakayım ben ozaman
Lina ve Eda çok iyi oda arkadaşları gibiler , yurttaki ilk gecemde onlarla baya konuşma fırsatım oldu, uzun zamandır arkadaşım olmamıştı Ayla ile tanıştıktan sonra bir de burdaki arkadaşlarım, umarım bir sorun çıkmaz. Lina çok tatlı bir kızdı, iyi niyeti yüzünden belli oluyordu, kısa boylu ve şirin suratlı dış görünüşü tatlı kişilikle birleşince gerçekten hayran duyulası biri, resmen tatlı anime kızlarına benziyor, onunla hiç sorun yaşamayacağım gibi. Eda da çok havalı, yönetici kişiliği onu öne çıkarıyor ve bukadar ciddiyetin ardında hafif ve anlayışlı bir kişlik yatıyormuş, çok güzel arkadaşlarım var.
--Hey Mirah sence de yeni arkadaşlarım çok iyi değiller mi?
--Eh işte iyiler tabi ama çok yayılma sende her an sırtından bıçaklanabilirsin
--Öyle diyorsan dikkat edeyim Mirah
Ardından müdireyle tanıştım ve çok gıcık biri olduğunu düşünüyorum.
--Hey Mirah sence de bu kadın biraz tehlikeli izlenimi vermiyor mu?
--Gerçekten ondan kurtulman lazım, eğer onu öldüreceksen gerçekten iyi bir plan yapmamız lazım bu yüzden seçimini yap:
Onu öldürecek misin?
Yoksa buna katlanacak mısın?
--Ondan neden kurtulmam gerekiyor?
--Kesinlikle bunu yapmalısın, gelecekte sebebini gözlerinle görürsün ve bence bu seçimi kendin yapman gerekir fakat eğer öldürmeyi seçersen sana neredeyse mükemmel bir plan yapabilirim.
--Ozaman sen bir plan yapmaya başla, eğer böyle devam ederse senin planını uygularız olur mu?
--Sen bilirsin ozaman, bana yardımcı olabilmesi için müdireyi gözleyebileceğin yerlerde dolaşırsan iyi olur.
İlk gün göz açıp kapayana kadar bitmişti bile, sonraki gün okulda Ayla’ya herşeyi anlatmak için sabırsızlanıyorum. Okula vardım, yine her zamanki sırama oturdum ve Ayla ile konuşmaya başladık, ona yeni oda arkadaşlarımın çok iyi olduğunu ve çok anlaştığımızı söyledim, oda sevindim dedi.
Konuşurken çok şaşırdığım birşey oldu ve oda arkadaşım Lina bizim sınıftaydı, sanki dün sadece okul hakkında konuşmamıştık, sanırım bu güzel tesadüfü değerlendirmek lazım şuan resmen 3 kişilik bir arkadaş grubu olmuştuk, Lina ve Ayla çok iyi anlaşıyorlardı, eh yani sonuçta benziyorlar da.
O gün okulda Zack hocaya rastlamadım, çok basitçe dersi olmaması muhtemeldi ama yine de birşeyler beni düşündürüyordu.
--Hey Mirah sence öğretmenim neden okula gelmedi?
--Bilemiyorum, sonuçta duyularım seninkilerle sınırlandırılmış durumda.
--O da ne demek şimdi?
--Yani senin bilmediğin hiçbirşeyi bilemem, fakat bilgiyle değil de zeka ile çözülecek işlerde sana başından beri olduğum gibi yardım edebilirim.
--Anlamadım ama neyse, öğretmen hakkında endişeleniyorum sanırım
--Boşver ve arkadaşlarının yanına git
O gün okulda Ayla’nın rahatsız olduğunu öğrendim, tüm gün yanlız kalmıştım. Okul lanetinden kurtuldum ve yurta doğru gidiyorum.
--Hey Mirah, gerçekten bu yurt okuldan bukadar uzak olmak zorunda mıydı?
--Şikayet etmek sadece moralini bozacaktır o yüzden istersen eve gidene kadar sohbet edelim, olur mu?
--Birbirimizle konuşacak birşey var mı ki?
--Haklısın, her bilgiyi paylaşıyoruz, o zaman istersen sana unuttuğun bir fıkra anlatayım olur mu?
--Benim unuttuğum birşeyi sen nasıl hatırlıyorsun?
--Senin zihnin ile benimki bir değil ki
--Off yine anlamıyorum
Büyük bir sabır sonucu yurda vardım, odada sadece Lina duruyordu, otobüs kartı olduğu için yol ona sorun çıkartmıyordu. Derslere bakarken günün bittiğini fark ettim, müdire hanım koridordaydı, o anda müdirenin arkasında Eda’yı gördüm ve odaya gelmeden önce müdireyle birşeyler konuşuyor gibiydi. Kulağımı dayayıp dinlediğimde çıkarabildiğim birkaç sözcük şunlardı:
-Hocam ama yapmak istemiyorum ben
-Bunu yapmazsan sana ağır ceza veririm, bu benim için çok önemli
-Tamam hocam ama zorlanırsam üzerime çok yüklenmeyin
-Ona ben karar veririm
--Hey Mirah, sence de bu müdire biraz anormal değil mi
--Onu zaten biliyorduk ama şuan önemli olan Eda’dan ne istediği, onu öğrenmen bizim için çok iyi olur
--Ona sormalı mıyım?
--Şuan sormamak en mantıklısı, duyduğun gibi bu iş her neyse Eda’yı zorluyor olmalı
--Senin planın ne alemde?
--Neredeyse mükemmel bir plan var aklıma ama biraz daha bilgiye ihtiyacım var, bunun için önce kamera kayıtlarının bulunduğu odaya gitmeni istemeliyim senden, ondan sonra da oda arkadaşlarından bu konuda yardım istemelisin.
Mirah ne düşünüyor bilmesem de mükemmel diyorsa mükemmel bir plan olacağından emin gibiyim.
Eda odaya girince biraz durgun gibiydi, Lina yine telefonuyla uğraştığı için o fark etmemişti ama gerçekten bu iş ne olabilir ki? Her ne ise şuan onu neşelendirmek için ne yapabilirim acaba
--Hey Mirah Edayı neşelendirmek için ne yapabilirim sence?
--Neden kelime oyunu oynamıyorsunuz
--Ne kelime oyunu?
--Geçen günlerde edebiyat kitabında gördüğün kelime oyunu
--Hee evet hatırladım, kabul eder mi ki?
--Denemeden bilemezsin
-Eda, kelime oyunu oynamaya ne dersin?
-Olabilir, nasıl oynanıyor?
Ne hissetti bilmiyorum ama bir anda o eski havalı haline dönüverdi.
-Benim söylediğim kelimenin son harfiyle başlayan bir kelime söylüyorsun ve bu şekilde devam ediyoruz.
-Evet o oyunu duymuştum, Hey lina sen de oynamak ister misin
-Olurr .
-Başlayalım ozaman, ilk kelime “elma” olsun
***
Yarın sınavımız olduğunu unutmuşcasına tüm gece bunu oynadık ve çok eğlendik.
Şuan okula gidiyorum ve şükür ki sabahları beni bırakacak bir servis var.
Okulda zaman geçmiyordu, bende şimdiye kadar hiç dikkatimi çekmemiş olan sınıftakliere göz gezdirdim, v-ve oda kimdi;
--Hey Mirah şu kız sana da tanıdık gelmiyor mu?
--Hayır ne alakası var ilk defa görüyorsun
-- E-Emin misin!?
Neden bilmiyorum fakat içimden bir içgüdü onu öldürmek istiyor, Mirah da paniklemiş gibiydi, kimin nesi be bu kız? Mirah’a bile sormadan ona gidip ismini soracağım
-Merhaba, adın ne acaba?
-Ben mi, Nisa ben
-Bende İrem, memnun oldum.
Bu içimdeki öfkeyi gizlemek çok zordu ama başarıyordum bir şekilde, uzun zamandır Mirah’ın öğrettiği gibi kibar olmayı artık çözdüm gibi.
Emin olmak için soracağım;
-Önceden tanışıyor muyuz?
-Emin değilim ama şimdi tanıştığımıza sevindim
Onu kesinlikle öldürmem gerekiyor, neden bilmiyorum ama ondan kurtulmazsam içim içimi yiyip bitiriyor.
--Hey Mirah ben bu kızdan kurtulmak istiyorum
--Ozaman cevap çok basit, öldür
--Evet ama bunu ortalıkta yapamam gibi geliyor, benim için ceza almayacağım bir plan yapar mısın?
--İstediğin suikast planı olsun be, sadece okulu biraz daha gez ve bana bilgi sağla
--Tamam
-Ben de
Sırama gidip oturduğumda Ayla bana neden böyle birşey yaptığımı sordu, bende ona olayı tamamen anlatayım derken Mirah’ın adını ağzımdan kaçırdım. Ayla da tanımadığı için doğal olarak kim olduğunu sordu, bende en iyi arkadaşım dedim ama merakını dindiremedim;
-Mirah mı? Ne ilginç bir isim, nerede yaşıyor, internetten mi konuşuyorsunuz, beni de tanıştırsana.
-Dur dur sakin ol Ayla anlatacağım sabret
İşte şimdi çukura düşmüş gibi hissettim, Mirah aslında benim nereden arkadaşım oluyordu?
Cinsiyeti neydi? Neden bana neredeyse her konuda yardım ediyordu? En iyisi kendisine sormak herhalde;
--Hey Mirah şimdi ona ne demem gerekiyor?
--Ona uzaktaki aile dostunuzun en küçük kızı olduğumu söyle
--Peki gerçekte biz neyiz?
--Bunu bu durumdan çıktığımızda sormaya ne dersin?
--Tamam, ama unutmayacağım
-Mirah bizim eski aile dostumuzun en küçük kızı
-Aaaaa ne kadar güzel, bir gün onunla tanışmak isterim
--Ona yurt dışında olduğumu ve bunun biraz imkansız olduğunu söyle
-Yurt dışında yaşadıkları için bu biraz zor
-Bu üzücü oldu, yine de bir fotoğrafı falan var mı, senin en iyi arkadaşı olduğuna göre çok tatlı birisi olmalı
-Hayır fotoğrafı yok ama çok zeki biridir, her konuda bana yardım eder ve ne zaman istesem benimle sohbet eder, kişiliklerimiz tamamen zıt gibi ama yine de anlaşıyoruz.
Demişken gerçekten Mirah hakkında bilmediğim birçok şey var.
-Çok heyecanlandım, buraya gelirse beni mutlaka tanıştır olur mu?
-Tabi ki
- Ve bu arada o konuştuğun kız okulda kötü nam salmış biridir, babası mafya olduğu için okuldaki herkes ondan korkar ve kimse onunla arakdaş olmak istemez
-Mafya mı?
-Evet, babası Arı kovanı takma isimli bir mafya çetesinin başı
--Hey İrem sanırım bu kızı nereden hatırladığını anladım
-- Ben hatırlamadım ama şuan onu yok etmek için yanıp tutuşuyorum
O anda öfkeden çıldırmak üzereydim, iyi ki okuldan erken ayrılmıştı o kız, yoksa Mirah’ı bile dinlemeden onu okulun ortasında öldürecektim.
***
Ders bitmişti ve koridorda Zack hocayı gördüm, hemen yanına gidip
-Hocam sizi dün okulda göremedim, iyi misiniz başınıza birşey mi geldi?
-Ne bu samimiyet, sen öğrencisin ve bende öğretmenim benimle daha saygılı konuşmalısın
Bu neydi be, her zamanki nazik öğretmen gitmiş, yerine egolu koltuk komplekslinin teki gelmişti sanki.
-Özür dilerim hocam, peki nasılsınız
-Çok iyiyim sorduğun için teşekkürler.
Ne, nasıl yani bu adam az önce ayı gibi davranan kişiyle aynı kişi miydi yani? Ne çeşit bir değişimdi bu be
--Hey Mirah sence bu öğretmende bir gariplik yokmu?
--Evet sanırım, onu öldürmeye ne dersin?
--Sence de bu biraz gereksiz aşırı olmaz mı?
--Bilemem, sence hak ettiyse ben senin arkandayım
Neyse hemen sohbeti bitirmeliyim bu adamın bana birşey söyleyeceği yok;
-Neyse hocam yarın görüşürüz
-Görüşürüz ozaman
Ne garip bir gündü…
***
Eve giderken yine o uzun ve çileli yolu geçtim, yurda vardığımda Mirah’ın dediği gibi Lina ve Eda’dan potansiyel suikast planı için yardım isteyeceğim ve kamera kayıtlarının saklandığı yeri de öğrenmem gerekiyor. Yurdun kapısında Eda’yı gördüm;
--Hey Mirah sence ona seslenmeli miyim?
--Hayır sadece bekle ne olduğunu öğrenmeliyiz
Eda motorsikletten inip müdireye bir miktar para verdi;
--Mirah, sence bu para ne için
--Bira tahminim var ama kendisine sormadan bilemeyiz, şimdilik onun içeri girmesini bekle, ondan sonra sen de gir ve onu gördüğünü, ne yaptığını sor.
Mirah’ın dediğini yaptım ve Eda’nın arkasından yurda girdim, ve odaya girince ona;
-Eda, bahçede müdireye verdiğin para neydi?
-O mu? Eeem şeydi o hmmm
-Neydi?
-Bak bunu size anlatacağım ama bunu başka hiçbir yere söylemeyin tamam mı?
-Tamam
Lina yine telefondaydı ve umursamıyordu bizi
-Bu müdire, benim gibi bazı çocukları kendi uyuşturcu satın-alımlarındaki kuryeler olarak kullanıyor
Lina o ana kadar bizi dinlemezken birden irkilip bize doğru bakarak ;
-NEE UYUŞTURUCU MU
Diye bağırdı
Ben de baya şaşırmıştım doğrusu ama daha önceden müdirenin Eda ile uğraştığını fark etmiştim.
--Hey Mirah sence ne yapmalıyız
--Bence önce müdireye karşı yapacağın suikaste karar vermelisin;
Onu öldürecek misin?
Onu görmezden gelmeye devam mı edeceksin?
--Bu yaptığı suçlara karşı onu öldürmem gerektiğini hissediyorum, sence ne yapmalıyım Mirah?
--Bence kesinlikle hak etti, eğer kabul ediyorsan hazırda bir planım var fakat yine de oda arkadaşlarına, onu öldürmek ister miydiniz diye sormalısın bence.
-Eda, müdireyi öldürmek ister miydin?
Eda bir an duraksayıp kısık bir sesle “Evet” dedi
Lina da duymuştu bunu ve çok korksa da şirin bir sesle;
“Siz yapacaksanız yardım ederim” dedi
--Hey Mirah kabul ettiler şimdi ne yapmalıyım?
--Şimdi onlara potansiyel bir suikastte kullanabileceğimiz kozları olup olmadığını sor
-Kızlar, tanıdıklarınız yada koz olarak kullanabileceğiniz şeyleriniz var mı?
Eda yine çekinse de bir anda ciddileşip;
-Evet, babama borcu olan bir mafya çetesi vardı, onlardan isteyeceğim herhangi bir silahı bana sağlayacaklardır
Mafya çetesi mi? Yoksa bu sandığım şey mi ? Eda sayesinde alacağımız silahlar o Nisa denen nefret ettiğim kızın mafya çetesinden mi gelecekti?
Gergin bir sesle sordum;
-Eda, bu mafya çetesinin adı ne?
-“Ayı kapanı” ydı herhalde, şehirdeki bir diğer büyük çete olan Arı kovanıyla savaş içerisindeler elimde sadece liderlerinin telefon numarası var ama beni geri çevirmeyeceklerdir, ama ondan önce herhangi bir planın var mı?
İçim rahatladı ve biraz da sevindim gibi, tabi onlardan yardım almadan önce kendimin neden o mafyadan nefret ettiğimi anlamalıyım, Mirah benim hatıralarıma hakim yani belki ona sorabilirim, her neyse şuan başka bir işin ortasındayız.
--Hey Mirah şu iyi hazırladığın planı duyma vakti geldi sanki
--Eda sayesinde elde ettiğimiz silah özgürlüğü planımın değişkenliğini baya bir arttırıyor yine de planı 3 kişiye göre tekrar senkronize etmem gerekecek;
Mirah bir süre cevap vermedi, planını çok merak ediyordum. Kızlara bir dakika diyip bende beklemeye başladım.
--şu şekilde yapabiliriz sanırım, dediklerimi birebir olarak aktar onlara;
“Öncelikle müdirenin yurtta kendisine özel bir tuvaleti olduğunu biliyoruz, o tuvalet kendi odasının içinde olduğu için oraya girmenin bir yolunu bulmamız lazım, orayı halletikten sonra yapmamız gereken şey , Eda’nın bir silah hakkıyla alacağımız silah bir lazer tetikli c4 olacak, bu bir pusu olacağı için oraya en çok giriş çıkışın olduğu zamanda araya karışmalı yada resepsiyondaki güvenliğin kameraların başından kalkmasını sağlamalısınız, bombayı yerleştireceğiniz süre iyimser olarak 40 saniye olacak yani seri olduğunuza emin olun, tuvaletin hacminin küçük olduğunu koridordaki kuşbakışı harita sayesinde görebiliyoruz, oradaki tuvaletin alaturka mu klozet tarzı mı olduğunu bilmiyoruz yani iki ihtimale karşı lazerli bombaları yerleştirmeniz gereken açılar, alaturka için, kapının hareketini görmeyecek şekilde çaprazlamasına ayak bileği hizasına yerleştirmek olur, klozet için ise yine kapıyı görüp tetiklenmeyecek şekilde çapraz ve göğüs hizasında c4’ü yerleştirmelisiniz. Siz bunu yapmadan önce biriniz bahçede bilerek yaralanacak ve diğeri güvenliği oraya çağıracak, güvenlik kapıdan çıkar çıkmaz süreniz çok kısıtlı olacaktır güvenliğin oradaki kişi kameraları kaydeden bilgisayarın elektiriğini kesecek ,müdire yurdu çok sevmediği için yurttaki kendi odasının tuvaletine çok uzun süre gelmeyecektir yani bombanın pilinin uzun olması lazım ama bizim avantajımız da bombanın kurulduğu zamanı belirleyemeyecekler, güvenlik geri gelmeden şüphe çekmemek için bilgisayarı tekrar açmanız lazım, güvenliğin masasını gören herhangi bir kamera olmadığı için rahat olabilirsiniz fakat diğer öğrenciler tarafından çok dikkat çekmemeye çalışın, plan şimdilik bu kadar bir değişkenlik olursa yeniden bir plan yaparız.”
Mirah’ın aklından korkulur vallahi diye düşünüyordum, sonra kızlara planı birebir anlatınca biraz hayran kaldılar ama Eda;
-Mafyanın bize vereceği bombanın, sabitleme kısmı vidalı olacaktır büyük ihtimal, onu nasıl çözmeyi planlıyorsun?
--Hey Mirah ne cevap vereyim?
--Şöyle de:”Lazerin tam tersi tarafı iyice çift taraflı bant ile sararsak direk yapıştırıp aktifleştirebiliriz”
-Lazerin tam tersi yönü iyice çift taraflı bant ile sararsak direk yapıştırıp aktifleştirebiliriz
-Peki bir c4 ün tüm okulu patlatabileceğinin farkında değil misin?
--O kadar güçlü bir bomba kullanmayacağımız söyle
-Zaten o kadar güçlü bir bomba istemeyecekmişiz
-“mişiz” derken? Kimden bahsediyordun?
-Kimse, sadece bi an yanlış kelimeyi söyledim
-Her neyse tamam ozaman, zaten müdirenin odası öğrenci odalarından biraz uzakta, öğrencilere zarar gelmez diye düşünüyorum
Lina hafif şakalı ve hayran olmuşcasına bir sesle;
-Bu aklını derslerde kullansaydın şuan atomu parçalıyordun ha, yine de eğer size uyarsa bahçedeki yaralanma işini ben yapabilirim.
-Ben de kameralarla uğraşırım.
Ben;
-Ozaman hazırlıklar için başlayalım.
Bölüm I SON
çok güzel
YanıtlaSilAnlamadım şimdi babamla ben kardeşmiyim
YanıtlaSilhmm bi özet alabilirmiyim .
YanıtlaSilallahım belamı verir misin nolur
YanıtlaSil