Hey Mirah Bölüm II-Kim bu insanlar

     


                             Bölüm II- Mirah da kim?

Suikast için planlarımız hazırdı ama ya işler planlandığı gibi gitmezse? Bilemiyorum Mirah’ın planı ne kadar kusursuz gibi görünse de biraz şansa da ihtiyacımız olacak. Planlama günü bitti ve her birimiz yapacağımız şeyler için ihtiyacımız olan bilgileri sağlamak amacıyla nereleri öğrenmemiz gerektiğini anladık, en zoru benimki sanırım yani müdirenin odasına girmemiz zaten aşırı zorken benim o odanın mimarisini garanti etmek için içeri girmem lazım. Sanırım Mirah’ın bunun için bir planı vardır;

--Hey Mirah müdirenin odası hakkında bilgi toplamam gerekiyor ama oraya giremiyorum ki bile.

--O konuda nasıl yapabiliriz diye düşünüyordum ben de, sanırım müdirenin ilgisini çekmeniz lazım ki sizi bir şekilde içeri davet etsin, ondan sonra bir şekilde tuvalet izni istemelisiniz ama sizi dışarıdaki tuvalete gönderme ihtimali var, yine de denemekten zarar gelmez.

--Tamam ozaman okuldan dönünce onunla uğraşırım.

                                                                                      ***

Okulda herşey aynı gibiydi fakat yine birşeyler eksikti, ah evet Zack hoca yok bugün.

--Hey Mirah sence de Zack hocanın bugün de okulda olmaması ilginç değil mi, bir terslik var gibi

--Evet sanırım öyle, İngilizceye ağırlık veren bir okuldasın ve İngilizce öğretmeninin okulda bulunduğu zamanlar çok düzensiz, bu biraz şüpheli sanırım. Her neyse sınıf arkadaşların seni çağırıyor onlara bak.

Ayla bana sesleniyormuş, Mirah ile konuşurken fark etmemişim, Ayla sorgulayıcı bir sesle;

-Hey dünyadan İrem’e dünyadan İrem’e ordamısın kızım dibindeyim ve sana sesleniyom sabahtan beri.

-Ayla, sence de Zack hocanın okulda olduğu günler çok düzensiz değil mi?

-Okul dışında ayrı bir işi olduğunu duydum, okulda dedikodusu dolaşıyor, bir dükkanda çalışan olarak yada kurye olarak çalışıyor olabilir ama tabı bunlar dedikodudan ibaret, sadece kendisine zaman ayırıyor olabilir.

--Hey Mirah senin de dediğin gibi böyle bir okulda İngilizce dersi öğretmeninin kendisine zaman ayırabilmesi için okulu asması mantıksız değil mi?

--Aynen bence de öyle, Aylaya bunun hakkında sorsana

-Sence de İngilizceye bu kadar önem veren bir okulda tek İngilizce öğretmenimizin de kendine zaman ayırmak için okulu esgeçmesi mantıksız değil mi?

-Belli değil ki zaten, zorunlu olduğu bir durum da olabilir, bilemeyiz.

-Yani evet, haklısın ama yine de içimden bir his bu işte bir iş var diyor.

-Boşver, bize bir etkisi yok sonuçta.

Lina son anda sohbete dahil oldu ve;

-Neyin bir etkisi yok?

Ben açıkladım;

-Zack hoca okula çok düzensiz geliyor, onun hakkında konuşuyorduk.

-Evet onu bende fark ettim, yani sanırım öğretmenliğin yanında başka bir işi daha varmış.

Ayla ordan hızlıca;

-Onlar sadece dedikodudur ya başka ne işi olacak adamın.

Yani haklı olabilir ama bence yine de şüpheli;

-Bence hala şüpheli ama başka ne olabilir ki yani?

-Bilemiyorum, her neyse.

Okuldaki olayların bizi saptırmasına izin vermemeliyiz bence, Eda dün gece mafyayı arayıp borcunu silah olarak almak istediğini söylemişti ve mafya da ona bir adres vermişti, okul çıkışı Lina otobüse binmek yerine benimle beraber yürüyecek ve Eda ile buluşup mafyanın bize söylediği yere, lazer tetikli bir c4 patlayıcı istemeye gidecektik. Lina ile okuldan çıktık ve Eda ile buluşmaya gittik. Şükür ki mafyanın verdiği adres yurda göre daha yakınmış, Lina bu kısa yola bile dayanamadı, acaba benim her gün gidip geldiğim yolda ne yapardı. Adresdeki yere geldiğimizde ıssız bir arasokak’ta, simsiyah bir kapı ile karşılaştık, kapıyı tıklatınca kapının arkasından yüksek ve kalın bir sesle bir adam “kimsiniz” dedi.

Eda;

-Ben Eda Akarsu, Mehmet Akarsu’nun kızıyım, babama olan borcunuz için geldim.

İçerideki adam kapıyı açtı ve;

-İçeri gelin patron sizinle birazdan konuşacak

Bizi götürdükleri oda çok lüks bir lobiye benziyordu, altın rengi işlemeler, yumuşak koltuklar falan derken çok hoşumuza gitmişti. Bir süre tam ne hakkında konuşacağımızı kararlaştırırken sol gözünde belirgin bir yarası olan korkutucu bir adam çok nazik bir şekilde;

-Patron odasında bekliyor, gidebilirsiniz.

Eda;

-Patronun odası tam olarak nerde acaba?

-Gelin size göstereyim

Adam bizi uzunca süslü bir koridordan geçirdikten sonra patronun odasına gelmiştik, acaba nasıl biriydi bu adam?

İçeri girdik ve bir mafya babasından beklenmeyecek şekilde nazik olan adam;

-Eda, babanın bizim için yaptıklarından sonra senin isteğini yerine getirmek bizim için bir onur olacaktır.

-Teşekkürler.

-Peki ne istiyorsunuz?

Mirah birden bana seslenerek;

--Onlara ne istediğimizi sen söylemelisin, plana göre en ufak değişiklik bizim için sorun yaratacaktır

 

Ben;

-İstediğimiz şey bir lazer tetikleyicili c4

-Bir c4 mü? O tür bir bombayla neredeyse bir binayı yok edebileceğinizin farkında mısınız?

Mirah şaşırmış gibi;

--Demek istediğimiz bomba beklediğimizden daha güçlü, ozaman istediğiniz şeyin küçük tesirli bir lazer mayın olduğunu söyle.

-Şey, büyük ve güçlü birşeyden çok tek hedefli ve küçük tesirli, mayın tarzı bir bomba işimizi görecektir.

-Bakın çocuklar, her ne kadar isteğinizi kabul etmem gerekse de bu tür birşeyi neden istiyorsunuz öğrenmek isterim.

--Hey Mirah ona söylemeli miyiz?

--Kendisi mafya olduğu için vereceği tepki suçumuza karşı olmayacaktır diye düşünüyorum

Arkadaşlarımla, ne cevap vermeliyiz diye birbirimize baktık ve birkaç gergin saniyeden sonra patron;

-Tamam tamam sizi daha çok zorlamak istemem, fakat yine de elimizdeki teçhizatlar o türden şeylerden oluşmuyor, ne yapmak istediğinizi daha iyi bilirsem belki bir alternatif önerebilirim, olur mu?

--Hey Mirah bu adam biraz fazla şüpheli değil mi?

--Evet fakat bir mafya babasından ne belkiyordun ki?

--Mafya babası’nın anlamını daha bir gün senden öğrendim Mirah, biraz daha açıklayıcı olmalıydın.

--Tamam tamam her neyse ona “Yapacağımız şey için bir mayın gerekliydi, maalesef işimize başka herhangi bir şey yaramaz” de.

Kızlar, planı ben yaptığım için gözlerini bana dikmiş, benim cevap vermemi bekliyorlardı ben de;

-Yapacağımız şey için bir mayın veya bir bomba gerekliydi, maalesef işimize herhangi başka bir silah yaramaz.

-Siz bilirsiniz, Mehmet Bey’in bizim için yaptıklarını bir gün karşılamak isterim, o yüzden başka bir zaman herhangi bir yardıma ihtiyacın olursa haber vermeyi unutma.

Eda utanmış ve kısık bir ses tonuyla;

-Tamam olur

Sanırım planımızın ilk kısmı başarısız oldu, bir alternatif bulmazsak bunu başaramayacağız gibi.

Binadan çıktık, yolda normal şeylerden bahsederken konu müdireyi neden öldürmek istediğimize gelmişti, Lina vazgeçmek niyetindeymiş gibi;

-Müdireyi öldürmekten vaz mı geçsek, ımm yani şey, uyuşturucu ticareti yapıyor diye ölümü hak ettiğine bizim karar vermemiz yanlış olmaz mı?

Mirah birden olaya dahil olarak;

--Ne demek sadece uyuşturucu ticareti o kadın resmen şeytan ve kendi çıkarları için yapmayacağı şey yok yani onu kesinlikle öldürmeliyiz.

Sanırım bunları bizimkilere anlatmayacağım. Bence müdire çok kötü birisi, ölmeyi hak ediyor mu bilmiyorum ama içgüdülerim de onu öldürmek istiyor, sahiden bazen başkasının bedenindeymişim gibi hissediyorum; bu eller, bu ayaklar, hepsi başkasınınmış da ben sonradan sahiplenmişim gibi, acaba her insana da böyle oluyor mudur?

Eda da Mirah ile aşağı yukarı aynı fikirdeydi ;

-O kadının bazı öğrencileri sırf zevk için işkence çektirdiğini hakkında söylentiler dolaşıyor, bunlar dedikodu olsa bile o kötülük yapmaktan zevk alan biri, yani onu öldürmek için haklı sebebimiz var.

Lina hayal kırıklığına uğramış gibi;

-Ama yine de emin olamıyorum yani bu yaptığımız doğru mu?

Eda kendinden emin bir şekilde;

-Doğru olup olmaması değil de bunu isteyip istemediğimiz önemli olan bence, sonuçta eğer sadece mükemmel olmaya çalışırsak mutlu olamayız

-Bilemiyorum ya öldürmek çünkü bukadar basit olmamalı diye düşünüyorum.

Mirah sohbetten sıkılmışçasına;

--Bunu bırakın da yedek bir planları varmıymış onu sor

-Neyse kızlar bence bir yedek planımız olmalıydı ve bundan sonra da olmalı

Eda onaylarcasına;

-Daha önce okuduğum bir kitapta “İyi bir suikastçi asla tek bir planla sınırlı kalmaz “ gibi bir şey diyordu, sanırım haklılardı.

-Eee ne yapacağız?

Mirah çoktan bir yedek plan hazırlamış gibiydi;

-- Geçenlerde “hijyen sağlarken canınızdan olmayın” diye bir haber görmüştün, tuz ruhu ve çamaşır suyunu karıştırınca ortaya çıkan gazın insan boğazını aşırı derecede tahriş ettiği ve çok ölümcül olduğundan bahsediyordu, ipli bir düzenek ile tuvalete onu kurabilirsiniz belki.

--Gerçekten mantıklı gibi

-Geçenlerde “hijyen sağlarken canınızdan olmayın” diye bir haber görmüştüm, tuz ruhu ve çamaşır suyunu karıştırınca ortaya çıkan gazın insan boğazını aşırı derecede tahriş ettiği ve çok ölümcül olduğundan bahsediyordu, ipli bir düzenek ile tuvalete onu kurabiliriz belki.

Eda çok mantıksız bulmuştu bunu;

-Zaten çok kısıtlı zamanımız olacak yani ipli düzeneği kurmak için yeterli zamanımız olmayabilir ve zaten kadını anında öldürmeyeceği için yardım çağırabilir.

Lina da Eda ile aynı fikirdeydi ve;

-Ozaman ne yapacağız?

--Hey Mirah gerçekten ne yapacağız?

--Sanırım Eda haklı, tuvalete düzeneği kurarken en ufak hata payı bile bırakmamak için önce mimarisinden emin olmalıyız, yurt planındaki ile aynı olduğunu düşünmüyorum

Mirah haklıydı, önce tuvaletin şeklinden emin olmamız lazımdı, onun için ne yapabilirdik acaba

--Mirah sence tuvalete bilgi almak için nasıl ulaşabiliriz?

--Onun hakkında, belki yurt çevresinde bir çöp toplama kampanyası tarzı bir şey düzenlerseniz ve müdire sizi tebrik etmek için odasına çağırırsa, o sırada oradaki tuvaleti kullanmanıza izin verebilir

--O kadının o büyük egosuyla böyle bir şeye izin vereceğinden çok şüpheliyim ama neyse

--Suikast girişiminden önce, bilgi ve malzeme hazırlığımızı neredeyse mükemmel bir seviyeye getirmeliyiz, en ufak değişiklik için ayrı bir plan yapmalıyız ki başarı oranını çok yükseğe çekelim.

--Her zamanki gibi haklısın Mirah işte bu yüzden hayranım sana

--Evet fakat bu kolay olmayacak

Mirahın dedikleri doğru fakat dediği gibi uzun zaman harcayacak gibiyiz.

                                                  ***

Yurda vardık ve saat geç olmuştu, odamıza gittikten sonra kızlara çöp toplama etkinliğinden bahsettim ve Eda;

-Denemekte fayda var, en azından dediğin gibi mimariden emin oluruz

Dedi, o gece uyumadan önce düşünürken aklıma gelmişti, Mirah’a geçenlerde sorduğum ve ertelediği bir soru vardı, şey gibiydi “biz nereden tanışıyoruz?” sonra da sormayı unuttum, şimdi düşününce Mirah’ı gerçekten kendimi bildim bileli tanıyorum fakat onun hakkında çok az şey biliyorum, sorarsam söyler mi ki acaba?

--Hey Mirah geçenlerde sana bir soru sormuştum hatırladın mı?

--Neydi?

--Biz nereden tanışıyoruz?

Mirah birkaç saniye duraksadı ondan sonra gergin ve hızlı bir konulmayla;

--Sen İremsin ben de Mirah yani bunda sorgulanacak bir şey yok, ve böyle gereksiz şeyleri sorgulamak yerine suikaste ve annenin intikamına odaklanmalısın, bunu daha sonra konuşuruz

-- Ama-

--Susmalı ve uyumalısın

Mirah çok gizemli biri, babamı neden bu kadar öldürmek istediğini de anlamadım, şimdiye kadar bu neden bu kadar normal gelmişti ki bana hiç bilmiyorum, sanırım sadece uyumalıyım.

                                                                   ***

Sonraki gün okulda sınav olduk ve çok kötü geçti, Zack hoca yine okulda yoktu, nerede bu adam?

Ondan sonra Alya ile suikast hakkında konuştum ve o;

-Çok mantıklı bir plan gibi ama ters gitme şansı var değil mi?

-Evet o yüzden yedek planlar hazırlayacağız, sonuçta “İyi bir suikastçi asla tek bir planla sınırlı kalmaz”

-Laf güzelmiş de doğru mu?

-Evet bizzat profesyonel suikastçiler tarafından yazılmış

-İyimiş de müdire neden ölümü hak ediyor tam anlamadım o kısmı

-Çünkü o kadın kötülükten ve başkalarının acısından zevk alan bir uyuşturucu bağımlısı

-Uyuşturucuyu kendisi için mi kullanıyormuş?

-Bilmiyorum ama ticaretini yaptığı kesin, yurttaki öğrencileri kuryeler olarak kullanıyor

-Bu çok şeytanice ama yine de öldürmek çok büyük bir hareket olmaz mı?

Mirah bir anda kızmışçasına;

--Neden bu planı bir başkasına daha anlattın ki? Ne kadar çok kişi bilirse o kadar tehlikede oluruz

--Alya’dan bir şey olmaz, zaten hem yurtta hemde bizim okulda olan çok az kişi var diye duydum yani polisler onu sorgulamaz bile.

--Her neyse sana tedbiri elden bırakma dedim

--Tamam merak etme

Mirah çok önyargılı davranıyordu, ben Alya’ya güveniyorum beni satacak birine benzemiyor

Birkaç dakika sonra Nisa ile karşılaştım ve tekrar aklıma geldi, ben bu kızı neden öldürmek istiyordum ki? Söze şöyle diyerek başladı;

-Merhaba, nasılsın?

Ne cevap vermeliydim ki? Onunla en son arkadaş olmuştuk sanki ama ben onu hala öldürmek istiyorum. Hah doğru ya;

--Hey Mirah ne cevap vermeliyim?

--Onunla konuşan kişi sensin, ben değilim

--Sadece yardım et, ben onunla düşman olmadan arkadaşlığımı bozmak istiyorum

--Ozaman ona merhaba de ve herşeye normal cevap ver ama mimik ve tavırlarınla ondan hoşlanmadığını belli et

--Onu nasıl yapacağımı da söyleseydin keşke

--Of, neyse boşver sadece içgüdülerine göre konuş

İçgüdülerim mi? İçgüdülerime göre bu kızı öldürmek istiyorum, bunu onun yüzüne mi söylemeliyim şimdi?

-Senden nefret ediyorum, lütfen beni yalnız bırak

 Nisa’nın hiç beklemediği bir cevap aldığı belliydi ve yüzü buruştu, hemen toparlanıp sinirli ve korkunç bir şekilde;

-Bende senin hayranın değilim orman kaçkını, bir daha konuşma benimle

--İrem, ona “Ben en azından insan olarak ormanda yaşıyordum, senin gibi oranın yerlisi değilim” de

--Hiç  gerginlik çekemem şuan, ne hali varsa görsün, hem benim içgüdülerim yüzünden olduğunu biliyoruz da sen ne diye bu kızı sevmiyorsun ki?

--Geçmişten bir olay ama şuan konuşmamızın bi manası yok, sadece sessizce dur ve çıkışa kadar bekle

Nisanın sinirlenmesi sonucu tüm sınıfın arkamdan dalga geçerek konuştuğunun farkındaydım, normalde sinirlenmem gerekiyor ama nedense rahatlamış gibiyim, sanırım o kızdan uzaklaştığım için. Bilemiyorum….

                                                      ***

Okuldan çıkmıştım, yolda her zamanki gibi yanlızdım, yurt yolunda normalde gittiğim cadde tarafının zıttı yönde ara sokaklardan oluşan bir yer vardı, bu yolları son zamanlarda iyi keşfettiğim için ara sokakları da öğrenebilirim diye düşündüm ve bir kestirme keşfettiğimi sandım, o ara sokaklardan giderken bir çığlık sesi duydum, acı çeken bir kadın mı……..hayır erkek sesiydi ve kısa ama yüksek sesliydi, normal bir yerde olsa herkes başına toplanırdı ama neredeyse terk edilmiş eski depolarla dolu bu dar sokaklarda sanırım benden başka duyan yoktu ara sokaklarda hep böyle şeyler mi olurdu ki?

--Hey Mirah o çığlığı duyduğum yere gitmeli miyim?

--Merak ediyorsan git, herhangi bir şey olursa kaçmaya hazırlıklı ol

--Tamam ozaman bi göz ucuyla bakacağım

Çığlığı duyduğum yere doğru yöneldim, nerede olduğunu tam anlayamamıştım ama yol köşelerinden geçerken dikkatli olmaya çalışıyordum, eğer az önce bir cinayet olduysa onu ikiye çıkarmamalıyım diye düşündüm. Tam yolumu şaşırdığımı düşünürken sola döndüm ve bir araba ve şoför kapısının başında duran bir adam gördüm, adamın sol gözünde bir yara izi vardı………… Bir dakika, bu adamı daha önce görmüştüm, evet bu oydu, lazerli bombayı istediğimiz mafyanın koruması değil mi? Evet kesinlikle oydu

--Hey Mirah şuradaki adam “Ayı Kapanı” mafyasındaki koruma değil mi?

--Evet ben de hatırlıyorum, peki burada ne işi var ki acaba?

Adam benim göremediğim bir yere bakıyordu, bir garajdı sanırım ve orada bir şey olduğunu düşünüyorum

--Mirah, sence orada ne olduğuna bakmalı mıyım?

--Bence bekle, sonuçta orada her ne varsa ya arabaya girecek yada orada kalacak, arabayı görüyorsun değil mi?

--Evet, peki arabaya girmezse?

--Ozaman arabanın gitmesini beklersin, ondan sonra oraya gidip bakarsın.

--Evet, çok mantıklı.

Birkaç dakika sonra bir tırpan ucu gördüm gibi geldi, sonra kapüşonlu bir adam, elinde kanlı ve kendisi boyunda bir tırpan ile arabaya bindi ve mafyanın koruması da şoför koltuğuna oturdu.

Kapüşonlu adamın yüzünü göremedim, kimdi acaba o adam? 180 cm boylarında gibiydi ve biraz zayıftı, ama kolları o tırpanı taşırken zorlanmıyor gibiydi, bu adamın duruşu bana çok tanıdık geliyordu nedense.

Arabaya bindikten sonra benim olduğum sokak ayrımına doğru geliyorlardı.

--Hey Mirah buraya doğru geliyorlar, ne yapmalıyım?

--Zıt yöne doğru normal bir şekilde yürümeye başla, seni fark etseler bile sorun etmeyeceklerdir

Araba benim olduğum sokaktan sola döndü  ve uzaklaştı, ben yolun sağ tarafındaydım ve beni görmediler, şanslıydım.

--Hey Mirah sence orada bıraktıkları şeye bakmalı mıyım?

--Kan görmek seni rahatsız etmezse bak, bende merak ediyorum zaten

Etrafa bir kere baktıktan sonra, garaj gibi olan yere gittim ve, göğsüne ve karnına yatay olarak iki yarık atılmış bir adam yatıyordu, iç organları dağılmamıştı ama büyük bir kan gölü olmuştu, normalde iğrenip midemin bulanması yada burnumu kapatıp kusmam falan mı gerekiyor? İç güdülerim yanıt vermiyordu, sanırım sorun yok.  Acaba bu adamı mafya neden öldürmüştü? Adamın suratına baktım ama tanımadım, onu öldüren kişi nedense çok ilgimi çekmişti, bir tırpan kullanan bir seri katil olabilir miydi, çok havalı duruyordu. Bu kan gölü biraz nostaljik geldi bana, bunu en son……… birkaç gün önce görmüştüm sanırım, ama çok eski hissettiriyor nedense.

--Hey Mirah sence neden kusmuyorum şuan?

--Sanırım baban yüzünden.

--Nasıl yani, neden?

--Bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum, lütfen sadece yurda doğru gitmeye devam et.

Mirah’ın babam hakkında konuşmamak istemesi ilginç, normalde intikam için beni yönlendirip dururdu. Acaba neden bu sefer geri durdu? Her neyse sanırım  Mirah’ın dediği gibi yurda gitmeliyim.

                                                                                ***

Yurda vardım ve kızlar benden önce gelmişti zaten, onlara yolda karşılaştığım mafyadan bahsetmeli miyim ki acaba? Sanırım gerek yok zaten o kadar önemli bir olay değildi. Oturup okuldan bahsederken aklıma Zack hoca geldi;

-Lina sana sormuştum bunu zaten ama Zack hocanın durumu sence de çok karmaşık değil mi?

-Yani evet öyle sanırım, o öğretmenle çok zaman geçirmediğim için ne tür birisi olduğunu falan da bilmiyorum.

Eda sohbete dahil olmak istercesine elindeki kitapları bırakıp;

-Kim bu Zack hoca ve durumu ne ve neden bu kadar karmaşık?

-Zack hoca İngilizce öğretmeni olduğu için ve bizim İngilizceye önem veren okulumuzda çok zaman geçirmesi gerekirken, okulda olduğu zamanlar çok karmaşık ve düzensiz, bu da bize ilginç geliyor ………yani sanırım sadece bana.

-Gerçekten ilginç gibi de neden kendisine sormadın ki?

-Sordum sordum, bir keresinde sormuştum, ve beni çok katı bir şekilde tersledi, ne yapacağımı şaşırmıştım o an.

-Çok ilginç ya, başka öğretmenlere sorsanız söylemezler mi?

-Yok diğer öğretmenlerin birbirlerinden hiç haberi yok.

-Her neyse bu adamın size zararı yok ki zaten bu kadar üzerine gitmenin anlamı yok.

-Evet öyle ama içgüdüsel olarak merak ediyorum işte.

-Her neyse, başka nasıl geçti okul.

Eda’nın bizi koruyup kollaması çok iyidi fakat onun hakkında ben çok az şey biliyordum.

-Okulda başka bir şey yoktu da Eda senin okul nasıl?

-Benim okul derken?

-Evet, okula gitmiyor musun?

-Ah İrem senin haberin yok herhalde, ben üniversite için hazırlık okuyorum yani tüm gün buradayım.

-Ne, nasıl ya sen şimdi bizden birkaç yaş daha mı büyüksün?

-Evet, sanırım senden 3 yaş büyüğüm.

Eda’nın bir abla gibi olduğunu düşünmüştüm başta, gerçekten abla diyebileceğim biri olacağı kimin aklına gelirdi ki?

--Hey Mirah Eda’nın benden büyük olması biraz şaşırtıcı değil mi?

--Yani evet öyle ama zaten yönetici ve kendinden emin kişiliği onu senin aklında bir abla profiline koymuştu yani seni bu kadar şaşırtmamış olmalı.

--Evet, haklısın sanırım

-Senin abla niteliklerini taşıdığını biliyordum ama hiç yaşın hakkında düşünmemiştim.

-Haha, her neyse müdirenin ilgisini çekmek için o bahsettiğin çöp toplama etkinliğini deneyelim mi?

-Deneyebiliriz aslında, ama haftasonu günlerinden birini mi seçsek, okul beni çok yoruyor da.

Lina beni onaylar gibi;

-Evet beni de çoooooook yoruyor.

Eda;

-Tamam nasıl isterseniz, zamanımız bol değil mi sonuçta?

-Evet süre sınırımız yok

Mirah beni dürtermiş gibi;

--Onlara yolda karşılaştığın cinayeti anlatmayacak mısın?

--Yoo, okadar önemli bir olay mıydı ki?
--Hayır hayır nasıl istiyorsan öyle devam et.

Neredeyse gece olmuştu ve bende sıkıldım

--Hey Mirah, çok sıkılıyorum ne yapabilirim

--Yurt içince turlamaya ne dersin?

--Olabilir gibi

Odadan çıkıp, kızlara seslendim;

-Kızlar yürüyüş yapacağım benimle gelmek ister misiniz?

İkisi de sevinçle;

-Oluur

Yurtta yürürken 5. Katı dolaştık ve bir alt kata geçtik, ondan sonra bir alt kata ve bir alt kata ve bir alt kata daha, yurdu ilk defa bu kadar ayrıntılı geziyordum ,bundan sonraki kat giriş katı olacak ama sanırım yürüyüş yapmamıza bir şey demezler sanırım, ve giriş katına da geldik fakat tam son basamağı indiğimde bir çığlık duyduğumu sandım, tiz ve acı çeken bir genç kız sesiydi sanki;

--Hey Mirah az önceki çığlığı sen de duydun mu?

--Evet.

--Cidden mi? Yanıldım sanmıştım

--Hayır yanılmadın fakat nereden geldiğini anlamadım, çok kısık geliyordu.

Hala emin olamadığım için diğerlerine bundan bahsetmedim. Ben normal devam ederken Eda da aynısını duymuş gibiydi ve giriş katı yerine bodruma doğru yöneldi ve biz de peşinden gittik, sonra bodrum kapısını açınca yan odamızdaki komşularımızı ipe bağlı ve ağzı bantlı şekilde bulduk, Lina şaşkınlıktan yerinden oynayamıyordu, benle Eda kızların ipini çözmeye gittik ve onları kurtardık, tam giriş katına çıkarken, merdivende müdire ile karşılaştık, elinde iki tane küçük bıçak vardı ve onları hemen arkasına sakladı, bunu o kızlara o mu yapmıştı, eğer o yaptıysa bu sefer 6 kişi olduğumuz için herhalde bizi de zapt etmek yerine anlayışla karşıladı;

-Aaaa kızlar siz de mi buradaydınız bende çığlıklar duydum sandım, kontrol edeyim dedim, gelin sizi odanıza götüreyim.

Eda ile ben çok sert bir şekilde karşı çıkıp “Komşularımızı biz götürürüz” dedik ve kadın mutsuz şekilde kabul etti. Yolda o kızlara bunu kimin yaptığını sorduğumuzda en büyükleri gibi duran kız;

-Müdire bizi önce ödüllendireceğini söyleyerek giriş katına çağırdı, ondan sonra bodruma götürüp bizi o gördüğünüz ipe bağladı ve ağzımızı bantladı, orada öleceğimi düşündüm, ondan sonra burada bekleyin, sizin için özel birşeyim var diyerek dışarı çıktı, o sırada biz bağırmaya çalışırken sanırım siz sesimizi duyup yardıma geldiniz gerçekten size ne kadar teşekkür etsem azdır, o şeytan kadın o bıçaklarla bize ne yapacaktı kim bilir.

Eda çok sinirli bir şekilde;

-İşte şimdi o kadının ölümü neden hak ettiğini pekiştirmiş oldum, elim ayağım titriyor böyle sadece makamı sayesinde kendisini bir şey sanan insanlara karşı ama anlamadığım o kadın bizi de orada hapsedebilirdi bence elinde iki tane bıçak vardı.

Lina;

-Benim yüzümden olabilir, babam bu bölgedeki başkomiser polis.

Ben anlamamış bir şekilde;

-Baban mı? Baban varsa ve çalışıyorsa neden yurttasın?

Lina üzülmüş gibiydi ve;

-Sorun da o zaten, annem geçmişte babama karşı yapılan bir fidye olayında öldüğü için ve babamın işleri çok yoğun olduğundan kalacak yerim yoktu.

Lina’nın gözleri dolmuştu, pamuk gibi bir insan olsa da demek ki arkasında böyle bir geçmiş vardı

Benim de üzülmem gerekiyor mu acaba sonuçta annemi babam öldürdü ve babam şuan hapishanede, peki ben neden hiç üzüntü hissetmiyorum? Acaba bu çok mu garip?

Eda araya girerek Lin ayı bağrına bastı ve;

-Lina boşver biz buradayız tamam mı, üzülmene izin vermeyeceğim.

Doğru ya, bu ikisi benden önce de beraber yaşıyorlardı, ne hayran olunası bir sahnedeyim

Nedense gergin hissediyordum, odamıza gidip

Yarınki okula hazırlandık.

Bölüm II SON

 Sonraki Bölüme Git ➜


Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar